Paketli gıdalardan gazlı içeceklere kadar pek çok üründe bulunabilen nişasta bazlı şekerin aşırı ve uzun süreli tüketiminin obezite, insülin direnci ve metabolik hastalıklarla ilişkili olabileceği belirtiliyor. Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, tüketicilere ürünlerin etiketlerindeki şeker miktarlarını dikkatle incelemeleri çağrısında bulundu.
Günlük beslenmede tüketilen eklenmiş şeker miktarı sağlık açısından önem taşırken, özellikle işlenmiş ve paketli ürünlerde kullanılan nişasta bazlı şeker (NBŞ) yeniden gündemde.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız, nişasta bazlı şeker içeren yiyecek ve içeceklerin aşırı tüketilmesinin metabolizma üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.
Nişasta bazlı şeker nedir?
Nişasta bazlı şeker çoğunlukla mısır nişastasının endüstriyel yöntemlerle işlenmesi sonucunda sıvı şurup şeklinde elde ediliyor. İçeriğinde glukoz ve fruktoz bulunuyor.
Prof. Dr. Yıldız, sıvı formdaki bu şekerlerin emiliminin hızlı olduğunu belirterek glukoz ve fruktozun vücutta farklı şekillerde metabolize edildiğine dikkat çekti. Glukoz vücuttaki birçok hücre tarafından enerji kaynağı olarak kullanılabilirken, fruktoz metabolizmasında karaciğer önemli bir rol üstleniyor.
Fazla tüketim karaciğer yağlanmasıyla ilişkilendiriliyor
Nişasta bazlı şekerin fazla miktarda ve uzun süre tüketilmesinin sağlık açısından çeşitli risklerle ilişkilendirildiğini belirten Yıldız, özellikle yüksek miktarda fruktoz alımının karaciğer üzerindeki metabolik yükü artırabileceğine işaret etti.
Fazla enerji alımının devam etmesi halinde karaciğer yağlanması, insülin direnci ve vücudun farklı bölgelerinde yağ birikimi gibi sorunların ortaya çıkabileceğini ifade eden Yıldız, sürecin ilerleyen dönemlerde tip 2 diyabet gibi metabolik hastalıkların gelişimine katkıda bulunabileceğini belirtti.
Bel çevresindeki yağlanmanın artması ve vücuttaki toplam yağ miktarının yükselmesi de obeziteyle bağlantılı diğer sağlık sorunlarının ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor.
Tokluk hissi yeterince oluşmayabilir
Nişasta bazlı şekerin yüksek miktarda tüketilmesinde dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de tokluk mekanizması. Prof. Dr. Yıldız, hızlı emilim ve tokluk hissinin yeterince uyarılmamasının daha fazla enerji tüketimine zemin hazırlayabileceğini belirtti. Uzun vadede alınan toplam kalorinin kişinin enerji ihtiyacının üzerine çıkması ise kilo artışı ve obezite riskini beraberinde getirebiliyor.
Bir kutu gazlı içecekte 35-40 gram şeker bulunabiliyor
Şekerli içecekler, kısa süre içerisinde yüksek miktarda serbest şeker alınmasının en kolay yollarından biri olarak gösteriliyor. Yıldız, bir kutu gazlı içecekle yaklaşık 35-40 gram şeker alınabileceğine dikkat çekti. Dünya Sağlık Örgütü, serbest şekerlerden gelen enerjinin günlük toplam enerji alımının yüzde 10'unun altında tutulmasını öneriyor. Bu miktar günlük 2 bin kalorilik bir beslenme düzeninde yaklaşık 50 gram şekere karşılık geliyor.
Bu nedenle tek bir şekerli içecek bile günlük serbest şeker miktarının önemli bölümünün tüketilmesine neden olabiliyor.
Paketli gıdalarda etiketleri okumak önemli
Nişasta bazlı şeker yalnızca tatlılarda veya şekerli içeceklerde bulunmuyor. İşlenmiş gıdalarda tat ve ürün özelliklerini geliştirmek amacıyla farklı şeker türleri kullanılabiliyor. Prof. Dr. Yıldız, tüketicilerin paketli ürün satın alırken ön yüzdeki tanıtım ifadeleri yerine besin değerleri ve içerik listesini incelemesinin önemli olduğunu vurguladı.
Etiketlerde şeker; fruktoz, glukoz, glukoz-fruktoz şurubu veya mısır şurubu gibi farklı isimlerle yer alabiliyor. Yıldız, karşılaştırma yaparken yalnızca porsiyon başına verilen rakama değil, ürünün 100 gram veya 100 mililitresindeki şeker miktarına da bakılmasını öneriyor.
Çocuklarda fazla şeker tüketimine dikkat
Uzmanlara göre yüksek şeker tüketimi çocukluk döneminde de önemli bir sorun oluşturuyor. Fazla şeker yalnızca kilo artışı açısından değil, ağız ve diş sağlığı açısından da risk taşıyor.
Çocukluk döneminde edinilen beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yıllarda devam edebileceğine dikkat çeken Yıldız, özellikle küçük yaşlarda şeker ve çikolatanın sürekli bir ödül veya sevgi göstergesi olarak kullanılmasının şekerli yiyeceklere yönelik alışkanlığı güçlendirebileceğini ifade etti.
Gebelik döneminde şeker tüketimi neden önemli?
Gebelik dönemindeki beslenme alışkanlıkları da hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından önem taşıyor. Yıldız, aşırı serbest ve eklenmiş şeker tüketiminin gebelikte kilo artışı ve metabolik sorunlarla ilişkilendirilebildiğini belirtti.
Yüksek şeker tüketiminin bebeğin olması gerekenden daha yüksek doğum ağırlığına ulaşması ve doğum sırasında bazı komplikasyonların ortaya çıkması açısından da risk oluşturabileceğine dikkat çekildi. Anne karnındaki beslenme koşullarının çocuğun ilerleyen yaşamındaki sağlık durumuyla ilişkisini araştıran çalışmalar da bulunuyor.
Şeker tüketimini azaltmada etiket okuryazarlığı öne çıkıyor
Uzmanlar, şeker tüketimini kontrol altında tutabilmek için paketli ve yüksek oranda işlenmiş gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılmasını öneriyor. Ürünlerin içerik listesini okumak, 100 gram veya 100 mililitre başına düşen şeker miktarlarını karşılaştırmak ve günlük toplam şeker tüketimini göz önünde bulundurmak daha bilinçli tercihler yapılmasına yardımcı olabiliyor.
Prof. Dr. Yıldız'a göre toplumda aşırı şeker tüketiminin azaltılması için atılabilecek en önemli adımlardan biri de etiket okuryazarlığının yaygınlaştırılması.




