Dijital Obezite Tehlikesi: Fazla “Veri Kalorisi” Dikkat ve Odaklanmayı Etkiliyor

Dijital Obezite Tehlikesi: Fazla “Veri Kalorisi” Dikkat ve Odaklanmayı Etkiliyor

Sosyal medyada amaçsızca gezinmek, kısa videolar arasında sürekli geçiş yapmak ve bildirimleri kontrol etmek günlük yaşamın önemli bir parçası haline geldi. Uzmanlar, kontrolsüz dijital içerik tüketiminin “dijital obezite” olarak adlandırılan bir duruma yol açabileceğine dikkat çekiyor. Gereğinden fazla tüketilen “veri kalorisi”nin özellikle dikkat, odaklanma ve analitik düşünme becerileri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği belirtiliyor.

Telefonu sürekli kontrol etme ihtiyacı ve bir şeyleri kaçırma korkusuyla sosyal medya akışlarını takip etmek, zihnin gün boyunca çok sayıda uyaranla karşılaşmasına neden oluyor. Özellikle hızlı tüketilen kısa video içeriklerinin yaygınlaşması, uzun süre konsantrasyon gerektiren faaliyetleri zorlaştırabiliyor.

Dijital obezite nedir?

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haldun Narmanlıoğlu, dijital obeziteyi çok fazla ve farklı türde yemek tüketildikten sonra yaşanan rahatsızlığa benzetiyor. Günümüzde insanların yalnızca haberlerle değil, sosyal medya paylaşımlarından videolara kadar çok farklı içeriklerle sürekli karşı karşıya kaldığını belirten Narmanlıoğlu, bu yoğunluğu “veri kalorisi” kavramıyla açıklıyor.

Nasıl fazla kalori fiziksel olarak hantallığa ve çeşitli sağlık problemlerine yol açabiliyorsa, gereğinden fazla veri tüketiminin de zihinsel süreçleri etkileyebileceğini ifade eden Narmanlıoğlu, özellikle hızlı karar verme, derin düşünme ve analitik düşünme becerilerinin bundan olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiyor.

Kısa videolar dikkat süresini etkileyebilir

Uzmanlara göre özellikle kısa videolar ve hızla tüketilen sosyal medya içerikleri, beynin ödül mekanizmasını harekete geçiriyor. Sürekli yeni içeriklerle karşılaşmak, kullanıcının daha fazla uyarana ihtiyaç duymasına ve uzun süre aynı konu üzerinde yoğunlaşmasının zorlaşmasına neden olabiliyor.

Narmanlıoğlu, dijital obezitenin değerlendirilmesinde ekran başında geçirilen süreden ziyade amaçsız tüketimin önemli olduğunun altını çiziyor.

İşi gereği bilgisayar, telefon veya diğer dijital teknolojileri uzun süre kullanan kişilerle herhangi bir amacı olmadan sürekli içerik tüketen kullanıcıların aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Aşırı ekran kullanımı fiziksel sorunları da beraberinde getirebilir

Kontrolsüz dijital tüketimin etkileri yalnızca zihinsel süreçlerle sınırlı değil. Uzun süre ekran karşısında kalmanın göz kuruluğu, uyku problemleri, boyun ve duruş bozuklukları gibi fiziksel sorunlara da yol açabileceği ifade ediliyor.

Uzmanlar, dijital içerik tüketiminde süreden çok kalite ve amaç üzerinde durulması gerektiğini belirtiyor. Gereksiz bildirimlerin kapatılması, telefonların sessize alınması ve yatak odasında telefon veya tablet bulundurulmaması öneriler arasında bulunuyor.

Sosyal ortamlarda telefon kullanımının azaltılması ve yüz yüze iletişime daha fazla zaman ayrılması da dijital tüketimin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilecek yöntemlerden biri olarak gösteriliyor.

“Odak süresi 47 saniyeye kadar düştü”

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Oğuz Gülleb de dijital obeziteyi, tüketilen içeriklerin niteliği açısından bir çeşit dijital “abur cubur” tüketimine benzetiyor.

Gülleb, 2004 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada iki dakikanın üzerinde ölçülen odak süresinin günümüzde 47 saniyeye kadar gerilediğini aktarıyor.

Dijital obezitenin fiziksel olarak duruş bozukluğu, kilo artışı ve göz sorunlarıyla ilişkilendirilebileceğini belirten Gülleb, psikolojik açıdan ise telefonu uygun olmayan zamanlarda dahi kontrol etme isteği gibi dürtüsel davranışların ortaya çıkabileceğini ifade ediyor. Özellikle gençlerde hızlı içerik tüketiminin oluşturduğu ödül mekanizmasının önemli olduğuna dikkat çekiliyor.

Gençlerde problemli sosyal medya ve oyun kullanımına dikkat

Dijital tüketim alışkanlıklarının yaş ve cinsiyete göre farklılaşabildiği de belirtiliyor. Gülleb'in aktardığı Avrupa'da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre, 13 yaşındaki kız çocuklarının yüzde 44'ünde akran kabulü motivasyonuyla problemli sosyal medya tüketimi görülüyor.

Aynı yaş grubundaki erkek çocuklarının ise yüzde 17'sinde ödül sistemine dayalı problemli oyun oynama alışkanlığı tespit edildiği aktarılıyor. Gülleb ayrıca dijital obezitenin, kaygı ve stres gibi belirtilerle klinik boyuta ulaşabilen dijital bağımlılıktan farklı olarak literatürde kullanılan kavramsal bir açıklama olduğuna dikkat çekiyor.

Sabahın ilk yarım saatinde ekrandan uzak durun

Dijital obezite riskini azaltmak için günlük alışkanlıklarda bazı değişiklikler yapılabileceğini belirten uzmanlar, özellikle uyandıktan sonraki ilk yarım saatin ekransız geçirilmesini öneriyor. Bu sürenin telefon, televizyon veya diğer dijital ekranlara bakmak yerine kahvaltı yapmak, aileyle zaman geçirmek veya güne hazırlanmak için değerlendirilmesi tavsiye ediliyor.

Sosyal medya uygulamalarının telefonun ana ekranından kaldırılması, gereksiz bildirimlerin kapatılması, yatmadan önce ekran kullanımının sınırlandırılması ve amaçsız sosyal medya tüketiminin azaltılması da öneriler arasında yer alıyor. Uzmanların değerlendirmelerine göre dijital dünyadan tamamen uzaklaşmak yerine daha bilinçli, amaçlı ve kaliteli içerik tüketme alışkanlığı geliştirmek, dijital obezitenin önüne geçilmesinde temel adımlardan biri olarak öne çıkıyor.

Önceki Haber Uzmanından D Vitamini Uyarısı: Kontrolsüz Yüksek Doz Böbreklere Zarar Verebilir
Sonraki Haber Bacaklar Neden “İkinci Kalp” Olarak Tanımlanıyor? Uzmanından Bilimsel Açıklama
Benzer Haberler