Tükenmişlik Sendromu Aileyi de Etkiliyor! Uzmanından 4 Öneri

Tükenmişlik Sendromu Aileyi de Etkiliyor! Uzmanından 4 Öneri

Sürekli yorgunluk, işe karşı isteksizlik, motivasyon kaybı ve kendini yetersiz hissetme gibi belirtiler tükenmişlik sendromunun habercisi olabilir. Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, iş hayatında yaşanan yoğun stresin yalnızca çalışanları değil, aile bireylerini de olumsuz etkileyebileceğini belirterek tükenmişlik sendromuna karşı günlük yaşamda uygulanabilecek dört önemli öneriyi paylaştı.

Modern çalışma hayatının beraberinde getirdiği yoğun iş temposu, artan sorumluluklar ve sürekli ulaşılabilir olma beklentisi, çalışanların ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle iş ve özel yaşam arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesi, tükenmişlik sendromunun ortaya çıkmasına zemin hazırlayan önemli faktörler arasında gösteriliyor.

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında değerlendirmelerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, tükenmişliğin yalnızca iş performansını değil, kişinin fiziksel sağlığını, psikolojik durumunu ve aile ilişkilerini de etkileyebildiğini söyledi.

Sarıkavak, tükenmişliğin önlenmesinde işverenlerin çalışma koşullarını iyileştirmesinin önemli olduğunu vurgularken bireylerin günlük yaşamlarında yapabilecekleri değişikliklerin de koruyucu rol oynayabileceğini belirtti.

Tükenmişlik Sendromu Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Tükenmişlik sendromu, özellikle iş yaşamında uzun süre devam eden ve etkili biçimde yönetilemeyen stresin sonucunda ortaya çıkan bir durum olarak tanımlanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün sınıflandırmasına göre tükenmişlik, tıbbi bir hastalık tanısından ziyade mesleki bağlamda ortaya çıkan bir olgu olarak değerlendiriliyor.

Tükenmişlik yaşayan kişilerde fiziksel ve duygusal yorgunluk, işe karşı olumsuz tutum geliştirme ve mesleki yeterlilik hissinde azalma görülebiliyor.

Sabahları işe gitmek istememek, sürekli bitkin hissetmek, yapılan işten eskisi kadar tatmin olmamak ve sorumluluklarla baş etmekte zorlanmak da tükenmişlikle ilişkili olabilecek belirtiler arasında yer alıyor.

Ancak bu belirtiler farklı ruhsal veya fiziksel sağlık sorunlarında da görülebildiğinden, uzun süre devam eden şikâyetlerin uzman tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.

Tükenmişlik Sendromu ile Depresyon Karıştırılabiliyor

Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, tükenmişlik sendromunun zaman zaman depresyonla karıştırılabildiğine dikkat çekti.

Her iki durumda da yorgunluk, isteksizlik ve motivasyon kaybı gibi benzer belirtiler ortaya çıkabiliyor.

Bununla birlikte tükenmişlik daha çok iş yaşamındaki kronik stresle ilişkili bir durum olarak değerlendirilirken depresyon, kişinin yaşamının farklı alanlarını etkileyebilen bir ruh sağlığı bozukluğu olarak tanımlanıyor.

Sarıkavak, bu iki durumun birbirinden ayırt edilmesinin uygun destek ve tedavi yöntemlerinin belirlenmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.

Uzman değerlendirmesi yapılmadan ilaç kullanımına yönelmenin doğru olmayacağını belirten Sarıkavak, ruh sağlığı sorunlarında bireysel ihtiyaçlara uygun bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine işaret etti.

1. İş Dışında Size İyi Gelen Hobiler Edinin

Dr. Talat Sarıkavak, tükenmişlik sendromuyla mücadelede kişinin iş hayatı dışında kendisine ait bir yaşam alanı oluşturmasının önemli olduğunu belirtti.

İş saatleri dışında farklı uğraşlara zaman ayırmanın zihinsel yorgunluğu azaltmaya ve kişinin kendisini daha iyi hissetmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

Düzenli yürüyüş yapmak, kitap okumak, el sanatlarıyla ilgilenmek veya sosyal etkinliklere katılmak, günlük yaşamın stresinden uzaklaşmayı destekleyebiliyor.

Sarıkavak, özellikle gönüllülük faaliyetlerinin kişisel başarı ve topluma katkı sağlama duygusunu güçlendirebileceğine dikkat çekti.

Sivil toplum kuruluşlarında yürütülen sosyal sorumluluk çalışmalarının, tükenmişlik yaşayan bireylerde azalan işe yarama ve yeterlilik hissinin yeniden desteklenmesine katkıda bulunabileceğini söyledi.

2. Ekran Süresini Azaltın, Uyku Düzeninizi Koruyun

Günlük yaşamda telefon, bilgisayar ve tablet kullanımının artması, zihinsel yorgunluğu etkileyen faktörler arasında bulunuyor.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Sarıkavak, özellikle iş saatleri dışında da dijital cihazlarla sürekli meşgul olmanın dinlenme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti.

Akşam saatlerinde yoğun ekran kullanımının uyku düzenini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Sarıkavak, biyolojik uyku ritminin korunmasının önemine dikkat çekti.

Özellikle gece saatlerinde parlak ekran ışığına maruz kalmak, uyku düzenlenmesinde görev alan melatonin hormonunun salgılanmasını etkileyebiliyor.

Bu nedenle yatmadan önce ekran kullanımını azaltmak, düzenli uyku saatleri oluşturmak ve dinlenmeye yeterli zaman ayırmak, stres yönetimini destekleyebilecek alışkanlıklar arasında gösteriliyor.

3. Stres Yönetimi ve Psikolojik Destekten Yararlanın

Tükenmişlik sendromuna karşı önerilen bir diğer yöntem ise stresle başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi.

Dr. Sarıkavak, farkındalık temelli stres azaltma uygulamalarının kişinin duygularını ve düşüncelerini daha iyi gözlemlemesine yardımcı olabileceğini söyledi.

Mindfulness olarak bilinen farkındalık uygulamaları, dikkatin içinde bulunulan ana yönlendirilmesini ve stresli durumlara verilen tepkilerin daha bilinçli biçimde yönetilmesini amaçlıyor.

Ancak Sarıkavak, kalıcı iyileşme için yalnızca kısa süreli rahatlama yöntemlerinin yeterli olmayabileceğini vurguladı.

Psikoterapinin özellikle mükemmeliyetçilik, aşırı sorumluluk üstlenme, olumsuz düşünce kalıpları ve sınır koymakta zorlanma gibi konuların ele alınmasına yardımcı olabileceğini belirtti.

Uzman desteğiyle geliştirilen sağlıklı başa çıkma yöntemleri, kişinin psikolojik dayanıklılığını güçlendirmesine katkı sağlayabiliyor.

4. İş Yerindeki Stresi Aile Hayatınıza Taşımayın

Psikiyatri Uzmanı Dr. Talat Sarıkavak, iş yaşamında yaşanan yoğun stresin aile ilişkilerine de yansıyabileceği konusunda uyardı.

Tükenmişliğin biyolojik anlamda bulaşıcı bir hastalık olmadığını ancak stresin kişiler arasındaki etkileşim yoluyla aile bireylerini de olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

İş yerindeki sorunların sürekli ev ortamına taşınması, eşler arasındaki iletişimi zorlaştırabilir ve aile içindeki duygusal atmosferi etkileyebilir.

Sarıkavak, bu durumu tükenmişliğin aile yaşamına yayılması olarak değerlendirerek iş ve özel hayat arasında psikolojik sınırlar oluşturulması gerektiğini ifade etti.

İşten çıktıktan sonra zihinsel olarak dinlenmeye zaman ayırmak, aileyle geçirilen zamanı korumak ve işle ilgili iletişime belirli sınırlar koymak, bu süreçte yardımcı olabilecek yöntemler arasında yer alıyor.

Tükenmişlik Sendromu İş Yerinden Aileye Yayılabiliyor

Dr. Sarıkavak, tükenmişliğin etkilerinin yalnızca çalışan kişiyle sınırlı kalmayabileceğini vurguladı.

İş yaşamındaki stresin ev ortamında sürekli hissedilmesinin eşlerin ve çocukların psikolojik durumunu da etkileyebileceğini belirtti.

Bu nedenle tükenmişlikle mücadelede yalnızca bireysel önlemlerin değil, aile içi iletişimin ve sosyal desteğin de önemli olduğunu ifade etti.

Sarıkavak, işten psikolojik olarak uzaklaşabilmenin hem kişinin ruh sağlığını hem de aile ilişkilerini korumaya yardımcı olabileceğini söyledi.

Tükenmişliği Önlemek İçin İşverenlere de Sorumluluk Düşüyor

Tükenmişlik sendromunun yalnızca kişisel alışkanlıklardan kaynaklanmadığına dikkat çeken uzmanlar, çalışma ortamının da önemli bir belirleyici olduğunu vurguluyor.

Aşırı iş yükü, belirsiz görev tanımları, iş güvencesine ilişkin kaygılar ve sürekli erişilebilir olma beklentisi, çalışanların stres düzeyini artırabiliyor.

Dr. Sarıkavak, tükenmişliğin önlenmesinde kurumların çalışma koşullarını iyileştirmeye yönelik düzenlemeler yapması gerektiğini belirtti.

Çalışanların dinlenme sürelerinin korunması, iş yükünün dengeli dağıtılması ve sağlıklı iletişim ortamının oluşturulması, tükenmişlik riskini azaltmaya yardımcı olabilecek kurumsal önlemler arasında bulunuyor.

Tükenmişlik Sendromuna Karşı Erken Önlem Önemli

Tükenmişlik sendromu, uzun süreli iş stresinin fiziksel ve psikolojik etkileriyle ortaya çıkabiliyor.

Uzmanlar, belirtilerin erken fark edilmesinin ve çalışma koşullarındaki sorunların ele alınmasının önemine dikkat çekiyor.

Düzenli uyku, iş dışındaki sosyal faaliyetler, ekran kullanımının sınırlandırılması ve stres yönetimi gibi alışkanlıklar kişinin ruhsal iyilik halini destekleyebiliyor.

Bununla birlikte sürekli yorgunluk, yoğun isteksizlik, uyku sorunları veya günlük yaşamı etkileyen psikolojik belirtilerin devam etmesi halinde bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması öneriliyor. 

Önceki Haber DSÖ'den Çocukluk Çağı Obezitesi Uyarısı: 170 Milyon Çocuk Obeziteyle Yaşıyor
Sonraki Haber Mevsim Geçişleri Ruh Sağlığını Etkiliyor! 2 Hafta Uyarısı
Benzer Haberler