Okulun İlk Günlerinde Çocukların Kaygısını Azaltmanın 6 Yolu

Okulun İlk Günlerinde Çocukların Kaygısını Azaltmanın 6 Yolu

Yeni eğitim döneminin başlaması çocuklar için heyecan kadar kaygıyı da beraberinde getirebiliyor. Yeni okul, öğretmenler, arkadaşlar, dersler ve ebeveynden ayrılma süreci çocukların farklı tepkiler vermesine neden olabiliyor. Uzman Psikolog Deniz Mutlu, okulun ilk günlerinde çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı olabilecek 6 önemli noktaya dikkat çekti.

Uzun yaz tatilinin ardından okulların açılmasıyla birlikte öğrenciler yeniden eğitim düzenine dönüyor. Ancak özellikle okula yeni başlayan veya farklı bir eğitim kademesine geçen çocuklar açısından bu dönem önemli bir uyum sürecini de beraberinde getiriyor.

Yeni kurallar, farklı bir sosyal çevre ve artan akademik sorumluluklar çocukların kaygı yaşamasına neden olabiliyor. İlk günlerde ağlama, okula gitmek istememe, huzursuzluk, öfke veya anne ve babayla daha fazla zaman geçirme isteği gibi davranışlar görülebiliyor.

Ortaokul veya liseye başlayan öğrenciler yeni düzene alışmaya çalışırken, lise son sınıftaki gençlerde ise sınav ve gelecek kaygısı daha fazla öne çıkabiliyor.

Uzman Psikolog Deniz Mutlu, ebeveynlerin bu dönemde uygulayabilecekleri yöntemleri anlattı.

1. Vedalaşmayı Uzatmayın, Güven Veren Bir Rutin Oluşturun

Okul kapısında gerçekleştirilen vedalaşmanın kısa, tutarlı ve güven verici olması çocuğun yeni düzene alışmasını kolaylaştırabiliyor.

Her gün benzer bir cümle kullanmak, kısa bir şekilde sarılmak ve ardından kararlı biçimde vedalaşmak çocuk açısından güven veren bir rutine dönüşebiliyor.

Mutlu, "Elimi bırakıyorum ama sevgim hep seninle" gibi basit bir ifadenin çocuğa fiziksel ayrılığın ebeveyniyle arasındaki duygusal bağın sona erdiği anlamına gelmediğini hatırlatabileceğini belirtiyor.

Vedayı sürekli uzatmak veya çocuk ağladığında tekrar tekrar geri dönmek ise ayrılık kaygısını artırabiliyor.

2. Çocuğun Kaygısını Küçümsemeyin

Çocuğun ilk günlerde ağlaması veya okula gitmek istememesi, okula hiçbir zaman alışamayacağı anlamına gelmiyor.

Yeni ortama uyum sağlamak için zamana ihtiyaç duyabileceğinin kabul edilmesi gerekiyor.

Çocuk "Okula gitmek istemiyorum" dediğinde uzun açıklamalar yapmak yerine hissettiği duyguyu kabul eden ve güven veren ifadeler kullanılması öneriliyor.

Ebeveynlerin temel hedefinin kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, çocuğa bu duyguyla baş edebileceğini göstermek olması gerektiği belirtiliyor.

3. Önce Güven, Sonra Başarı

Okulun ilk dönemlerinde çocuğun bütün kurallara hemen uyum sağlamasını veya akademik açıdan yüksek performans göstermesini beklemek yerine öncelikle kendisini güvende hissetmesine odaklanılması öneriliyor.

Çocuğun öğretmenine, sınıf arkadaşlarına ve okul rutinine alışmasıyla birlikte ayrılık kaygısı da zaman içerisinde azalabiliyor.

Uyum sürecinin ardından akademik gelişim değerlendirilirken yalnızca sınav veya ders sonuçlarına değil, çocuğun genel gelişimine bakılması gerekiyor.

Gerekli görülen durumlarda dikkat testleri ve psikolojik değerlendirmelerden yararlanılabiliyor. Ancak uzmanlar, hiçbir çocuğun yalnızca tek bir test sonucuna göre değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

4. Dikkat Becerilerinin Gelişebileceğini Unutmayın

Çocuklarda dikkat becerisinin değişmez bir özellik olmadığı belirtiliyor.

Odaklanma, yönerge takibi, çalışma belleği, planlama, görsel ve işitsel dikkat ile dürtü kontrolü gibi beceriler çocuğun ihtiyaçlarına uygun çalışmalarla desteklenebiliyor.

Bu nedenle ebeveynlerin "Yapabiliyor mu, yapamıyor mu?" yaklaşımı yerine çocuğun hangi konuda desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışması öneriliyor.

5. Çocuğunuzu Arkadaşlarıyla Kıyaslamayın

Okula uyum sürecinde ebeveynlerin kaçınması gereken davranışların başında kıyaslama geliyor.

Özellikle ilkokul birinci sınıfta "Arkadaşın okumaya geçti", "O daha güzel yazıyor" veya "Arkadaşın yapıyor, sen neden yapamıyorsun?" gibi ifadeler çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine yol açabiliyor.

Her çocuğun öğrenme biçimi ve gelişim hızı farklı olduğu için öğrencinin başkalarıyla değil, kendi önceki performansıyla karşılaştırılması öneriliyor.

Çocuğun gösterdiği çabanın fark edilmesi ve "Daha önce yapamıyordun, şimdi yapabiliyorsun" gibi gelişimini gösteren ifadelerin kullanılması özgüvenini destekleyebiliyor.

6. Sorunlar Devam Ediyorsa Uzman Desteği Alın

Okula uyum için yeterli süre geçmesine rağmen çocuk sürekli olarak yönergeleri takip etmekte zorlanıyor, dikkatini toplamakta güçlük çekiyor veya başladığı işleri tamamlayamıyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabiliyor.

Özellikle yaşanan güçlüklerin okul başarısını, sosyal ilişkileri veya günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi durumunda uzman desteğine başvurulması öneriliyor.

Erken dönemde yapılacak değerlendirmeler, çocuğun güçlü yönlerinin ve desteklenmesi gereken alanlarının daha doğru belirlenmesine yardımcı olabiliyor.

Çocukların Mükemmel Bir Başlangıca İhtiyacı Yok

Okula başlayan çocuklardan ilk günden itibaren kusursuz bir uyum göstermelerini beklemek yerine, hata yapabilecekleri ve duygularını rahatlıkla ifade edebilecekleri güvenli bir ortam oluşturulması önem taşıyor.

Uzman Psikolog Deniz Mutlu, bu süreçte ebeveynlerin çocuklarına verebileceği en güçlü mesajlardan birinin "Alışmak için zamanın var. Hata yapabilirsin. Ben sana güveniyorum" olduğunu belirtiyor.

Çocukların okulun ilk günlerinde yaşadıkları ayrıntıları zaman içerisinde unutabilecekleri ancak ailelerinden gördükleri güven ve desteğin çok daha kalıcı olabileceği vurgulanıyor.

Önceki Haber Çocuklukta Şeker Tüketimine Dikkat: İlerleyen Yaşlardaki Kanser Riskiyle Bağlantılı Olabilir
Sonraki Haber Fizyoterapi Sadece Ağrı İçin Değil: Erken Müdahale Kalıcı Sorunları Önleyebilir
Benzer Haberler