Çocuklukta Şeker Tüketimine Dikkat: İlerleyen Yaşlardaki Kanser Riskiyle Bağlantılı Olabilir

Çocuklukta Şeker Tüketimine Dikkat: İlerleyen Yaşlardaki Kanser Riskiyle Bağlantılı Olabilir

Yaklaşık 65 bin kişinin sağlık verilerinin incelendiği araştırma, anne karnından başlayarak yaşamın ilk iki yılındaki şeker tüketiminin yetişkinlik dönemindeki sağlık sonuçlarıyla ilişkili olabileceğini gösterdi. Bulgular, erken dönemde daha düşük şeker tüketiminin bazı kanser türlerinde daha düşük risk ve daha yavaş hücresel yaşlanmayla bağlantılı olduğunu ortaya koydu.

Yaşamın ilk yıllarındaki beslenme alışkanlıklarının etkileri yalnızca çocukluk dönemiyle sınırlı kalmayabilir. İngiltere'de yaklaşık 65 bin kişinin sağlık verileri üzerinde gerçekleştirilen yeni bir çalışma, erken yaşlardaki şeker tüketimi ile ileri yaşlardaki bazı sağlık sonuçları arasında dikkat çekici bağlantılar bulunduğunu ortaya koydu.

Araştırmacılar, İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngiltere'de uygulanan şeker kısıtlamasını doğal bir karşılaştırma ortamı olarak kullandı. Çalışmada 1951-1956 yılları arasında doğan kişilerin uzun dönemli sağlık kayıtları incelendi.

İlk İki Yıldaki Şeker Tüketimi Kanser Riskiyle İlişkilendirildi

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, anne karnından başlayarak yaşamının ilk iki yılını daha düşük şeker tüketimi koşullarında geçiren kişilerde ortaya çıktı.

Bulgulara göre bu kişilerin yetişkinlik döneminde bazı kanser türlerine yakalanma riskinin daha düşük olduğu görüldü.

Araştırmacılar, erken dönemde daha düşük şeker tüketimine maruz kalan grupta karaciğer kanseri riskinin yüzde 69, meme kanseri riskinin ise yüzde 36 daha düşük olduğunu bildirdi.

Prostat, rektum ve akciğer kanserlerinde de benzer yönde ilişkiler gözlendiği aktarıldı.

Ancak bu sonuçların doğrudan “şeker tüketmek kansere neden olur” şeklinde yorumlanmaması gerekiyor. Araştırma, erken dönem şeker tüketimi ile ilerleyen yıllardaki sağlık sonuçları arasında bir ilişkiye işaret ediyor.

Hücresel Yaşlanmayla İlgili Dikkat Çeken Bulgular

Çalışmada yalnızca kanser riski değil, biyolojik yaşlanmayla ilgili göstergeler de değerlendirildi.

Yaşamının erken döneminde daha düşük şeker tüketen kişilerde telomerlerin daha uzun olduğu tespit edildi.

Kromozomların uçlarında bulunan telomerler, hücresel yaşlanmanın değerlendirilmesinde kullanılan biyolojik göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.

Araştırmacılar gözlenen telomer uzunluğu farkının hücresel düzeyde yaklaşık iki yıllık daha yavaş yaşlanmayla ilişkili olabileceğini belirtti.

Çocuklukta Kazanılan Beslenme Alışkanlıkları Yıllarca Sürebiliyor

Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu, erken çocukluk döneminde oluşan beslenme alışkanlıklarının ilerleyen yaşlarda da devam edebilmesi oldu.

Küçük yaşlarda daha az şeker tüketen kişilerin 50'li yaşlarında da daha düşük şeker tüketme eğilimi gösterdiği belirtildi.

Bu kişilerin daha dengeli beslenme alışkanlıklarını sürdürme olasılıklarının da daha yüksek olduğu gözlendi.

Bulgular, çocukluk döneminde şekillenen beslenme tercihlerinin yalnızca fiziksel gelişimi değil, yetişkinlikteki beslenme davranışlarını da etkileyebileceğine işaret ediyor.

İlk İki Yıl Beslenme Açısından Neden Önemli?

Yaşamın ilk yılları organların gelişimi, metabolik sistemin şekillenmesi ve beslenme alışkanlıklarının oluşmaya başlaması açısından kritik dönemlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Araştırmacılar da bu nedenle özellikle anne karnından başlayarak ilk iki yıllık süreçte tüketilen şeker miktarının uzun vadeli sağlık açısından önem taşıyabileceğine dikkat çekiyor.

Bununla birlikte çalışmanın sonuçları tek başına bireysel kanser riskini belirlemiyor. Genetik özellikler, yaşam tarzı, çevresel faktörler, yetişkinlikteki beslenme düzeni ve fiziksel aktivite gibi çok sayıda unsur sağlık sonuçlarını etkileyebiliyor.

Araştırmacılardan “Şekeri Tamamen Yasaklamayın” Uyarısı

Araştırma ekibi, elde edilen sonuçların çocukların beslenmesinden şekerin tamamen çıkarılması gerektiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizdi.

Bulguların temel olarak erken yaşam döneminde aşırı şeker tüketiminin sınırlandırılmasının uzun vadeli sağlık açısından önem taşıyabileceğine işaret ettiği belirtildi.

Araştırma, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaşamın ilk dönemlerinden itibaren oluşturulmasının ilerleyen yaşlardaki sağlık üzerinde uzun süreli etkileri olabileceğine dair bilimsel bulgulara yenilerini ekledi.

Önceki Haber Sırta Vuran Karın Ağrısını Hafife Almayın: Pankreatit Belirtisi Olabilir
Benzer Haberler