Çocuk ve ergenlerde hayvanlara yönelik tekrarlayan ve kasıtlı şiddet davranışlarının “yaramazlık” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Klinik Psikolog Seren Doğantekin, bu davranışların bazı durumlarda travma, şiddete tanıklık etme, dürtü ve öfke kontrolünde güçlük gibi farklı etkenlerle ilişkili olabileceğini söyledi. Doğantekin, hayvanlarla sağlıklı ilişkinin ise çocuklarda empati, sorumluluk ve bakım verme becerilerinin gelişimini destekleyebileceğine dikkat çekti.
4 Ekim Hayvanları Koruma Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Klinik Psikolog Seren Doğantekin, hayvana yönelik şiddetin psikolojik ve sosyal boyutlarını değerlendirdi.
Hayvana zarar verme davranışının tek bir psikolojik nedene bağlanamayacağını belirten Doğantekin, özellikle çocukluk döneminde tekrarlayan ve kasıtlı davranışların dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Hayvana Şiddetin Tek Bir Nedeni Yok
Doğantekin, araştırmalarda hayvana yönelik şiddetle ilişkili olabilecek farklı faktörlerin bulunduğunu belirtti.
Düşük empati, öfke kontrolünde güçlük, dürtüsellik ve saldırgan davranış örüntülerinin yanı sıra kişinin daha önce şiddete maruz kalması veya şiddete tanıklık etmesi de değerlendirilmesi gereken etkenler arasında bulunuyor.
Bazı vakalarda şiddetin yalnızca öfkenin dışa vurumu olmadığını belirten Doğantekin, hayvana zarar vermenin güç ve kontrol kurmak amacıyla da kullanılabileceğine dikkat çekti.
Çocuklarda Hayvana Zarar Vermek “Yaramazlık” Olarak Görülmemeli
Çocuk ve ergenlerde hayvana yönelik kasıtlı şiddet konusunda ailelerin özellikle dikkatli olması gerektiğini belirten Doğantekin, davranışın basit bir çocukluk yaramazlığı olarak küçümsenmemesi gerektiğini söyledi.
Bu tür davranışların bazı çocuklarda yaşanan travmalar, aile veya çevrede şiddete tanıklık edilmesi, şiddetin normalleştirildiği bir ortamda büyüme ya da duygu ve davranışların düzenlenmesindeki güçlüklerle ilişkili olabileceğini ifade etti.
Bu nedenle özellikle tekrarlayan, kasıtlı ve hayvana acı vermeyi amaçlayan davranışlarda çocuğun içinde bulunduğu çevrenin ve psikolojik durumunun uzmanlar tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.
Hayvana Şiddet ile İnsanlara Yönelik Şiddet Arasında İlişki Var mı?
Doğantekin, bilimsel çalışmalarda hayvana yönelik şiddet ile kişilerarası şiddet arasında ilişkiler bulunduğuna dikkat çekti.
Özellikle aile içi şiddetin bulunduğu ortamlarda hayvana zarar verme veya hayvana zarar vermekle tehdit etmenin başka bir kişiyi korkutmak ve kontrol altında tutmak için kullanılabildiğini gösteren araştırmalar bulunuyor.
Ancak uzmanlar bu ilişkinin yanlış yorumlanmaması gerektiğinin altını çiziyor.
Hayvana zarar veren bir çocuğun gelecekte mutlaka insanlara da şiddet uygulayacağını söylemek bilimsel açıdan doğru değil. Burada kesin bir neden-sonuç ilişkisinden ziyade ortak risk faktörleri ve şiddet örüntüleri arasındaki bağlantıdan söz ediliyor.
Tekrarlayan Davranış Bir Uyarı İşareti Olabilir
Hayvana yönelik tek bir davranışın bağlamından koparılarak değerlendirilmesi de doğru değil.
Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, davranışın kasıtlı olup olmadığı, ne sıklıkla tekrarlandığı ve çevresindeki şiddet deneyimleri birlikte değerlendirilmeli.
Özellikle bilinçli şekilde acı verme amacı taşıyan ve tekrar eden davranışlar; empati, dürtü kontrolü, öfke yönetimi ve kişilerarası ilişkiler açısından daha kapsamlı değerlendirme gerektirebilecek bir uyarı işareti olabilir.
Hayvanlarla Sağlıklı İlişki Empatiyi Destekleyebilir
Hayvanlarla kurulan ilişkinin çocuk gelişimi açısından olumlu yönleri de bulunuyor.
Doğantekin, çocukların hayvanlarla sağlıklı ilişkiler kurmasının yalnızca “hayvan sevgisi” açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Başka bir canlının ihtiyaçlarını fark etmek, ona zarar vermemek ve bakım sorumluluğu üstlenmek; empati, sorumluluk, merhamet ve bakım verme becerilerinin gelişimine katkıda bulunabiliyor.
Hayvanlarla olumlu bağ kuran çocuklarda empati ve bazı olumlu baş etme becerileri arasında ilişki bulunduğunu gösteren çalışmalar da mevcut.
Çocuğun Hayvanlara Dokunması Şart Değil
Hayvanlara karşı sağlıklı bir tutum geliştirmek, çocuğun mutlaka evcil hayvan sahibi olması veya bir hayvana fiziksel olarak temas etmesi anlamına gelmiyor.
Özellikle hayvanlardan korkan çocukların zorla bir hayvana yaklaştırılması gerekmiyor.
Çocuğa sokak hayvanlarına zarar vermemek, hayvanların kişisel alanına saygı göstermek, uygun koşullarda su ve mama bırakmak ve onların da korku, stres ve acı yaşayabilen canlılar olduğunu anlatmak empati gelişimini destekleyebilir.
Ebeveynlerin Davranışları Çocuklara Örnek Oluyor
Doğantekin'in dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise ebeveynlerin rolü.
Çocuklar yalnızca yetişkinlerin söylediklerinden değil, davranışlarını gözlemleyerek de öğreniyor. Bu nedenle hayvanlardan korkan bir ebeveynin dahi korkusunu şiddet veya aşağılayıcı ifadelerle göstermemesi önem taşıyor.
Ebeveyn, çocuğa kendi korkusunu ifade ederken hayvana zarar vermeden mesafesini koruyabileceğini gösterebilir.
Bu yaklaşım, çocuğun hem kendi sınırlarını korumayı hem de başka canlıların sınırlarına saygı göstermeyi öğrenmesine yardımcı olabilir.
Çocuk Hayvana Zarar Veriyorsa Ne Yapılmalı?
Çocuklarda tekrarlayan ve kasıtlı hayvana zarar verme davranışı fark edildiğinde yalnızca cezalandırmaya odaklanmak yerine davranışın arkasındaki nedenlerin anlaşılması önem taşıyor.
Çocuğun evde, okulda veya sosyal çevresinde şiddete maruz kalıp kalmadığı ya da şiddete tanıklık edip etmediği gibi faktörlerin değerlendirilmesi gerekebilir.
Davranışın tekrarlanması, şiddetlenmesi veya başka saldırgan davranışlarla birlikte görülmesi halinde çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmandan destek alınması uygun olabilir.
Doğantekin, hayvan sevgisinin temelinde yalnızca hayvanları sevmek değil, başka bir canlının yaşamına, sınırlarına ve acısına saygı göstermek olduğunu vurguladı.




