Meme Kanserinde Erken Tanıyı Geciktirebilen 10 Yanlış İnanış

Meme Kanserinde Erken Tanıyı Geciktirebilen 10 Yanlış İnanış

Meme kanseri hakkında toplumda yaygın olan bazı yanlış inanışlar, kontrollerin ertelenmesine ve şüpheli belirtilerin göz ardı edilmesine yol açabiliyor. “Ailemde yoksa bende olmaz”, “Ağrısız kitle kanser değildir” veya “Biyopsi kanseri yayar” gibi bilimsel dayanağı olmayan düşünceler tanı sürecini geciktirebiliyor. Prof. Dr. Bülent Çitgez, meme kanseri konusunda doğru bilinen 10 yanlışa dikkat çekti.

Meme kanserinde erken tanı, tedavi seçeneklerinin belirlenmesi açısından önemli rol oynuyor. Ancak hastalıkla ilgili kulaktan dolma bilgiler, bazı kişilerin mamografi ve doktor kontrollerini ertelemesine neden olabiliyor.

Meme ve Endokrin Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Bülent Çitgez, memede fark edilen olağan dışı değişikliklerde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirterek en sık karşılaşılan yanlış inanışları sıraladı.

1. “Ailemde Meme Kanseri Yoksa Bende Olmaz”

Yanlış. Ailede meme kanseri öyküsü bulunması riski artırabilen faktörlerden biri olsa da hastalık yalnızca genetik veya kalıtsal nedenlerle ortaya çıkmıyor.

Dolayısıyla ailede meme kanseri görülmemiş olması kişinin risk taşımadığı anlamına gelmiyor. Yaş ve kişisel risk faktörlerine uygun kontrollerin ihmal edilmemesi gerekiyor.

2. “Ağrımayan Meme Kitlesi Tehlikeli Değildir”

Yanlış. Meme kanseri özellikle erken dönemlerde ağrıya yol açmadan gelişebilir.

Memede yeni ortaya çıkan, büyüyen veya daha önce bulunmayan bir kitlenin ağrı yapıp yapmadığına bakılmaksızın değerlendirilmesi önem taşıyor. Ağrı bulunmaması tek başına kitlenin iyi huylu olduğunu göstermiyor.

3. “Meme Ağrısı Kesinlikle Kanser Belirtisidir”

Yanlış. Meme ağrısı sık görülebilen bir şikayet ve hormonal değişiklikler dahil olmak üzere farklı nedenlerden kaynaklanabiliyor.

Bununla birlikte özellikle tek taraflı ve belirli bir noktada devam eden ağrıya kitle, meme başında değişiklik veya olağan dışı akıntı gibi başka belirtilerin eşlik etmesi halinde doktor değerlendirmesi gerekiyor.

4. “Mamografi Kansere Neden Olur”

Yanlış. Mamografi, düşük doz X-ışını kullanılarak gerçekleştirilen ve meme kanseri taramasında kullanılan temel görüntüleme yöntemlerinden biri.

Mamografide radyasyon kullanılması bazı kişilerde endişeye neden olsa da taramalarda kullanılan doz düşüktür. Radyasyon korkusuyla doktor tarafından önerilen mamografiyi ertelemek, erken dönemde tespit edilebilecek bazı değişikliklerin gözden kaçmasına yol açabilir.

Tarama sıklığı ve başlangıç yaşı ise kişinin yaşı ve risk durumuna göre sağlık profesyoneliyle birlikte belirlenmelidir.

5. “Kendi Kendime Kontrol Etmem Yeterli, Mamografiye Gerek Yok”

Yanlış. Kişinin memesindeki değişiklikleri tanıması ve yeni gelişen bulguları fark etmesi önemli olsa da kendi kendine kontrol, gerekli görüntüleme yöntemlerinin yerine geçmiyor.

Bazı meme kanserleri henüz elle hissedilebilecek bir kitle oluşturmadan görüntüleme yöntemleriyle saptanabiliyor.

Bu nedenle meme farkındalığı ile doktor tarafından önerilen taramalar birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan yaklaşımlar olarak değerlendiriliyor.

6. “Biyopsi Kanserin Yayılmasına Neden Olur”

Yanlış. Şüpheli bir meme lezyonunun kesin tanısının konulabilmesi için bazı durumlarda biyopsi yapılması gerekiyor.

Biyopsinin meme kanserini vücuda yaydığı yönündeki iddiayı destekleyen bilimsel kanıt bulunmuyor. Gerekli olduğu halde biyopsiden kaçınmak ise tanının ve uygun tedavinin gecikmesine neden olabilir.

7. “Genç Kadınlarda Meme Kanseri Görülmez”

Yanlış. Meme kanseri riski yaş ilerledikçe yükselse de hastalık genç kadınlarda da ortaya çıkabiliyor.

Aile öyküsü, belirli genetik değişiklikler ve diğer kişisel risk faktörleri bulunan kişilerde takip yaklaşımı farklılık gösterebiliyor.

Bu nedenle genç yaşta olmak, memede fark edilen yeni veya olağan dışı bir değişikliği görmezden gelmek için gerekçe oluşturmuyor.

8. “Emziren Kadın Meme Kanseri Olmaz”

Yanlış. Emzirmenin meme kanseri riskini azaltıcı etkileri bulunabilse de hastalık riskini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Emzirme döneminde süt birikmesi, enfeksiyon ve hormonal değişikliklere bağlı olarak memede sertlik veya şişlik oluşabiliyor. Ancak geçmeyen kitleler ve olağan dışı değişikliklerin yalnızca emzirmeye bağlı olduğu varsayılmamalı.

9. “Memedeki Her Kitle Kanserdir”

Yanlış. Memede ortaya çıkan her kitle kötü huylu değil. Kistler ve fibroadenomlar gibi iyi huylu oluşumlar da meme kitlesi şeklinde fark edilebiliyor.

Ancak bir kitlenin niteliğinin yalnızca elle muayeneyle kesin olarak belirlenmesi mümkün olmayabilir. Doktor değerlendirmesinin ardından gerekli görülürse ultrasonografi, mamografi veya biyopsi gibi yöntemlerden yararlanılabiliyor.

10. “Meme Kanseri Olursam Mememin Tamamı Alınır”

Yanlış. Meme kanseri tedavisi günümüzde hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve yerleşimi ile hastanın bireysel durumu dikkate alınarak planlanıyor.

Uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi ve onkoplastik cerrahi yöntemlerinden yararlanılabiliyor. Bu nedenle meme kanseri tanısı, her hastada memenin tamamının alınacağı anlamına gelmiyor.

Şüpheli Meme Değişikliklerini Ertelemeyin

Meme kanserinde belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor. Memede veya koltuk altında yeni bir kitle, meme cildinde çekilme veya belirgin değişiklik, meme başında olağan dışı değişimler ve açıklanamayan akıntı gibi bulguların doktor tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.

Her değişiklik kanser anlamına gelmese de belirtileri yanlış inanışlar nedeniyle görmezden gelmemek ve kişisel risk durumuna uygun tarama programını sağlık profesyoneliyle belirlemek erken tanı açısından önem taşıyor.

Önceki Haber Kalp Yetmezliği Araştırmasında Dikkat Çeken Sonuç: Ürolitin A Kalp Fonksiyonlarını Yüzde 80’e Kadar İyileştirdi
Benzer Haberler