Zayıflama İğnesi Kullananlar Dikkat! Uzmandan 5 Hayati Uyarı

Zayıflama İğnesi Kullananlar Dikkat! Uzmandan 5 Hayati Uyarı

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, kamuoyunda “zayıflama iğnesi” olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçların doktor kontrolü dışında kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Çetin, tedavinin kişiye özel planlanması, gerekli kontrollerin yapılması ve dozun hekim önerisi dışında değiştirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Son yıllarda obezite tedavisinde kullanımı yaygınlaşan GLP-1 grubu ilaçlar, kilo verme amacıyla yoğun ilgi görüyor. Ancak uzmanlar, bu ilaçların yalnızca iştahı azaltan basit bir zayıflama yöntemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Dr. Ferhat Çetin, söz konusu ilaçların metabolizma ve kan şekeri düzenlenmesi üzerinde etkileri bulunan tıbbi tedaviler olduğunu belirterek sosyal medya veya çevreden alınan tavsiyelerle kontrolsüz kullanılmasının risk taşıdığını söyledi.

1. Uzman kontrolü olmadan kullanılmamalı

Zayıflama ilaçlarının her kilo vermek isteyen kişi için uygun olmadığını belirten Çetin, tedavinin kişinin sağlık durumu değerlendirilerek planlanması gerektiğini ifade etti.

İlacın internetten edinilen bilgiler doğrultusunda kullanılması, dozunun değiştirilmesi veya kontrolsüz şekilde temin edilmesi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

2. Sağlık geçmişi mutlaka değerlendirilmeli

Tedaviye başlamadan önce kişinin mevcut hastalıklarının ve geçmiş sağlık sorunlarının dikkate alınması gerekiyor.

Daha önce pankreatit geçirenler, safra taşı veya safra yollarıyla ilgili hastalığı bulunanlar, belirli tiroit kanseri risklerini taşıyanlar ve ileri düzey mide-bağırsak rahatsızlığı olan kişilerin özellikle değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Kontrol altında olmayan kalp-damar hastalıkları, çok yüksek trigliserid seviyeleri ve kronik alkol kullanımı gibi durumların da hekim tarafından göz önünde bulundurulması gerekiyor.

3. Tedavi öncesi gerekli tetkikler yapılmalı

Zayıflama ilaçlarının kullanımına karar verilmeden önce kişinin metabolik ve genel sağlık durumunun değerlendirilmesi önem taşıyor.

Dr. Çetin; açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol, trigliserid ile karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının incelenmesi gerektiğini belirtti.

Gerekli görülen kişilerde safra kesesi ve pankreasın görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi de istenebiliyor.

4. Doz kendi kendine artırılmamalı

Daha yüksek doz kullanmanın daha hızlı kilo verdireceği düşüncesinin ciddi bir hata olduğuna dikkat çeken Çetin, doz değişikliklerinin yalnızca hekim tarafından belirlenen plana göre yapılması gerektiğini söyledi.

Dozun gereğinden hızlı artırılması bulantı, kusma, şiddetli mide-bağırsak şikâyetleri ve sıvı kaybı gibi yan etkilerin artmasına neden olabilir.

İlacın düzensiz kullanılması veya enjeksiyon takviminin kişinin kendi kararıyla değiştirilmesi de tedavi sürecini olumsuz etkileyebilir.

5. Bazı belirtiler ihmal edilmemeli

Tedavi sırasında ortaya çıkan her şikâyetin sıradan bir yan etki olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renkli idrar ve yüksek ateş gibi belirtilerin ortaya çıkması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.

Bu tür şikâyetlerin pankreas veya safra yollarıyla ilgili daha ciddi sorunların belirtisi olabileceği ifade ediliyor.

İlaç bırakıldıktan sonra eski alışkanlıklara dönülmemeli

Tedavinin sona ermesiyle sürecin tamamen bitmediğine dikkat çeken Dr. Çetin, verilen kilonun korunmasında beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarının önemli olduğunu belirtti.

İlacın iştah üzerindeki etkisi sona erdikten sonra eski yaşam tarzına dönülmesi, verilen kiloların yeniden alınmasına neden olabilir.

Bu nedenle özellikle tedaviyi takip eden ilk 3-6 aylık dönemde kilo, bel çevresi ve metabolik değerlerin düzenli olarak takip edilmesi önem taşıyor.

Önceki Haber Her Gün Şekerli İçecek Tüketenlerde Mide Kanseri Riski 2,45 Kat Yüksek Bulundu
Benzer Haberler