Yeni bir araştırmada, günde en az bir porsiyon şeker ilaveli içecek tüketen kişilerde mide kanseri görülme riskinin, ayda bir porsiyondan daha az tüketenlere kıyasla 2,45 kat yüksek olduğu gözlendi. Uzmanlar ise araştırmanın doğrudan neden-sonuç ilişkisi ortaya koymadığına dikkat çekiyor.
Şekerli içeceklerin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin yeni bir araştırma dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan çalışmada, şeker ilaveli içecek tüketimi ile mide kanseri görülme sıklığı arasındaki ilişki incelendi.
Araştırmada "Nurses' Health Study" ve "Health Professionals Follow-Up Study" kapsamında takip edilen toplam 112 bin 284 kişinin beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzları ve sağlık verileri değerlendirildi.
Risk 2,45 kat daha yüksek bulundu
Uzun yıllara yayılan takip döneminde katılımcılardan 278'inde mide kanseri gelişti.
Araştırmacılar; gazlı içecekler, meyve aromalı içecekler, limonata ve sporcu içecekleri gibi şeker ilaveli ürünlerin tüketim sıklığını da değerlendirdi.
Sonuçlara göre günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketenlerde mide kanseri görülme riski, ayda bir porsiyondan daha az tüketenlere göre 2,45 kat daha yüksek bulundu.
Çalışmada yüksek fruktoz tüketiminin de mide kanseri görülme sıklığındaki artışla ilişkili olduğu belirtildi.
"Doğrudan kansere neden olduğunu göstermiyor"
Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Altıntaş, araştırma sonuçlarının önemli olduğunu ancak doğru yorumlanması gerektiğini vurguladı.
Çalışmanın gözlemsel olduğuna dikkat çeken Altıntaş, elde edilen verilerin şekerli içeceklerin doğrudan mide kanserine neden olduğunu kanıtlamadığını belirtti.
Bununla birlikte düzenli ve yüksek miktarda şekerli içecek tüketiminin genel sağlık üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alındığında tüketimin sınırlandırılmasının sağlıklı bir tercih olacağını ifade etti.
Mide kanserinde birçok risk faktörü bulunuyor
Mide kanserinin tek bir nedene bağlı olarak gelişmediğine dikkat çeken Altıntaş, hastalığın ortaya çıkmasında farklı faktörlerin etkili olabileceğini belirtti.
Helicobacter pylori enfeksiyonu, sigara kullanımı, yüksek miktarda tuz tüketimi, tütsülenmiş ve işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi, fazla kilo ve bazı genetik faktörler mide kanseri riskini etkileyebiliyor.
Bu nedenle kanserden korunmak için yalnızca belirli bir yiyecek veya içeceğe odaklanmak yerine beslenme ve yaşam tarzının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
Uzun süre devam eden mide şikayetlerine dikkat
Mide kanserinin erken evrelerinde belirti vermeyebileceğini hatırlatan Altıntaş, uzun süren veya giderek şiddetlenen mide şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, iştahsızlık ve bulantının farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini belirten Altıntaş; bu şikayetlere açıklanamayan kilo kaybı, erken doyma, yutma güçlüğü, kusma veya kansızlık gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda hekime başvurulması gerektiğini söyledi. Özellikle nedeni açıklanamayan kilo kaybının önemli bir uyarı işareti olabileceğine dikkat çekildi.
Günlük sıvı tüketiminde öncelik su olmalı
Sağlıklı beslenme ve yaşam tarzının mide sağlığı açısından önemine değinen Altıntaş, günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasında öncelikli seçeneğin su olması gerektiğini belirtti.
Şekerli içeceklerin günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirilmemesi; sigaradan uzak durulması, sağlıklı kilonun korunması, dengeli beslenilmesi ve uzun süre devam eden mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi öneriliyor.




