Baş, diş, kas ve eklem ağrılarında sıklıkla kullanılan ağrı kesicilerin bilinçsiz ve uzun süreli kullanımı böbrek sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, özellikle böbrek hastalığı, hipertansiyon, diyabet veya kalp yetmezliği bulunanlar ile sıvı kaybı yaşayan kişilerin reçetesiz ağrı kesici kullanımında dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Günlük yaşamda en sık kullanılan ilaç gruplarından biri olan ağrı kesiciler, doğru doz ve uygun süreyle kullanıldığında önemli bir tedavi aracı. Ancak daha önce benzer bir ağrı için kullanılmış olması, aynı ilacın her durumda kontrolsüz şekilde alınabileceği anlamına gelmiyor.
Bazı ağrı kesicilerin gereğinden fazla, yüksek dozda veya uzun süre kullanılması özellikle risk grubundaki kişilerde böbrek fonksiyonlarını etkileyebiliyor.
Bazı Ağrı Kesiciler Böbreğe Giden Kan Akımını Etkileyebiliyor
Böbrekler, kandaki atık maddelerin uzaklaştırılması ve vücudun sıvı-elektrolit dengesinin korunması gibi hayati görevler üstleniyor. Bu fonksiyonların sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi için böbreklere yeterli miktarda kan ulaşması gerekiyor.
Steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) grubundaki bazı ağrı kesiciler, ağrı ve iltihap üzerinde etkili olurken böbreklerdeki kan akımının düzenlenmesine yardımcı olan prostaglandinlerin üretimini de azaltabiliyor. Özellikle böbreklere giden kan miktarının zaten azaldığı durumlarda bu etki daha önemli hale gelebiliyor.
İlacın Dozu ve Kullanım Süresi Önemli
Uzm. Dr. Füsun Topçugil, ağrı kesicilerin böbrekler üzerindeki etkisinin yalnızca kullanılan ilacın türüne göre değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
İlacın hangi dozda ve ne kadar süre kullanıldığı, kişinin yaşı, böbrek fonksiyonları, yeterli sıvı alıp almadığı, kronik hastalıkları ve kullandığı diğer ilaçlar risk seviyesini değiştirebiliyor. Bu nedenle aynı ağrı kesicinin oluşturabileceği risk kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor.
Susuzluk Böbrek Hasarı Riskini Artırabilir
Ağrı kesici kullanırken dikkat edilmesi gereken durumlardan biri de vücudun susuz kalması. Kusma, ishal, yüksek ateş veya yetersiz sıvı tüketimi nedeniyle vücutta sıvı kaybı oluştuğunda böbreklere ulaşan kan miktarı azalabiliyor.
Böyle bir dönemde böbrek kan akımını etkileyen NSAİİ grubu ilaçların kontrolsüz kullanılması bazı kişilerde akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor.
Tansiyon İlacı Kullananlar Dikkat Etmeli
Ağrı kesicilerin diğer ilaçlarla birlikte kullanımının da değerlendirilmesi gerekiyor. Bazı tansiyon ilaçları ve idrar söktürücülerin NSAİİ grubu ağrı kesicilerle birlikte alınması, belirli şartlarda böbrek fonksiyonları üzerinde ilave risk oluşturabiliyor.
Bu durum söz konusu hastaların hiçbir ağrı kesiciyi kullanamayacağı anlamına gelmiyor. Ancak kullanılacak ilacın türü, miktarı ve kullanım süresinin kişinin mevcut sağlık durumuna göre belirlenmesi önem taşıyor.
Kimlerde Risk Daha Yüksek?
Ağrı kesicilerin böbrek üzerindeki olumsuz etkilerine karşı bazı grupların daha dikkatli olması gerekiyor. Özellikle böbrek fonksiyonları azalmış kişiler, ileri yaştakiler, hipertansiyon, diyabet veya kalp yetmezliği bulunanlar ve ciddi sıvı kaybı yaşayanlar daha yüksek risk taşıyabiliyor.
Düzenli olarak birden fazla ilaç kullanan kişilerin de reçetesiz ağrı kesici almadan önce olası ilaç etkileşimlerini dikkate alması gerekiyor.
"Sınırsız Kullanılabilir" Düşüncesi Yanlış
Reçetesiz satılması veya yaygın kullanılması, ağrı kesicilerin istenilen miktarda alınabileceği anlamına gelmiyor.
Önerilen dozların aşılması bazı ilaçlarda karaciğer dahil farklı organlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.
Ayrıca birden fazla ilacın içerisinde aynı etken maddenin bulunabilmesi, kişinin farkında olmadan günlük toplam dozu aşmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle "en güvenli ağrı kesici" seçiminin kişiden bağımsız yapılması yerine mevcut hastalıklar, diğer ilaçlar ve ağrının nedeni birlikte değerlendirilmeli.
Sürekli Ağrı Kesici İhtiyacı Varsa Nedeni Araştırılmalı
Tekrarlayan baş, bel, eklem veya başka bölgedeki ağrıların sürekli ilaç kullanılarak bastırılması, altta yatan sağlık sorununun belirlenmesini geciktirebiliyor.
Ağrı kesici kullanımının giderek sıklaşması veya günler boyunca düzenli ilaç kullanma ihtiyacının ortaya çıkması durumunda ağrının nedeninin araştırılması önem taşıyor.
Topçugil, ağrının vücudun verdiği bir belirti olduğunu hatırlatarak sürekli semptomu baskılamak yerine kaynağın değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Böbrek Hasarı Sessiz İlerleyebilir
Akut böbrek hasarı bazı kişilerde idrar miktarında azalma, halsizlik, bulantı, iştahsızlık veya vücutta şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor.
Ancak böbrek fonksiyonlarındaki bozulma her zaman erken dönemde belirgin bir şikâyete yol açmayabiliyor. Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kandaki kreatinin seviyesi ve tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) gibi laboratuvar değerlerinden yararlanılıyor. Gerekli durumlarda idrar testleri ve farklı incelemeler de değerlendirmeye dahil edilebiliyor.
Uzmanlar, ağrı kesicilerden tamamen kaçınmak yerine bilinçsiz, gereksiz ve kontrolsüz kullanımdan uzak durulması gerektiğini vurguluyor. Kronik hastalığı bulunan, düzenli ilaç kullanan veya sık sık ağrı kesiciye ihtiyaç duyan kişilerin ise sağlık profesyoneline danışması öneriliyor.




