İtalya’da Batı Nil virüsü vakaları yakından takip ediliyor. İtalya Yüksek Sağlık Enstitüsü’nün (ISS) verilerine göre, 1 Ocak-26 Ağustos döneminde ülkede 432 doğrulanmış vaka tespit edilirken, virüs nedeniyle 17 kişi yaşamını yitirdi. Virüsün görüldüğü kent sayısı ise 66’ya yükseldi.
İtalya Yüksek Sağlık Enstitüsü (ISS), ülkedeki Batı Nil virüsünün yayılımına ilişkin güncel verileri açıkladı.
Enstitünün paylaştığı bilgilere göre, yıl başından 26 Ağustos'a kadar geçen sürede toplam 432 Batı Nil virüsü vakası doğrulandı. Aynı dönemde hastalık nedeniyle 17 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Virüs 66 kentte tespit edildi
ISS'nin açıklamasında geçen yılın aynı dönemindeki verilerle karşılaştırmaya da yer verildi.
İtalya'da geçen yıl aynı dönemde 430 vaka kaydedilirken, virüs nedeniyle 27 kişi yaşamını yitirmişti.
Bu yıl vaka sayısı benzer seviyede seyrederken, can kaybının geçen yılın aynı döneminin altında kaldığı görüldü.
Batı Nil virüsünün dolaşımda olduğunun belirlendiği kent sayısının ise 66'ya ulaştığı açıklandı.
Batı Nil virüsü nasıl bulaşıyor?
Batı Nil virüsü insanlara çoğunlukla enfekte “Culex” türü sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor.
Virüse karşı yaygın kullanımda olan koruyucu bir aşı bulunmadığından, sivrisinek ısırıklarından korunmak hastalığa karşı alınabilecek temel önlemler arasında gösteriliyor.
Sivrisinek ısırmasının ardından virüsün kuluçka süresi genellikle 2 ila 14 gün arasında değişiyor. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ise bu sürenin 21 güne kadar uzayabileceği belirtiliyor.
Vakaların yüzde 80’inde belirti görülmüyor
Batı Nil virüsü bulaşan kişilerin büyük bölümünde herhangi bir hastalık belirtisi ortaya çıkmıyor.
Verilere göre enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 80'i hastalığı belirtisiz geçirirken, yaklaşık yüzde 20'lik bölümde çeşitli semptomlar görülebiliyor.
Belirti gösteren kişilerde ateş, halsizlik, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve kas ağrıları gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor.
İtalya'daki sağlık kurumları, virüsün yayılımını takip etmeyi sürdürürken özellikle sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde kişisel korunma önlemlerinin önemine dikkat çekiliyor.




