Zayıflama İğnelerinde Kritik Uyarı: Kilo Verenlerin %60-70’i İlacı Bıraktıktan Sonra Kilo Alıyor

Zayıflama İğnelerinde Kritik Uyarı: Kilo Verenlerin %60-70’i İlacı Bıraktıktan Sonra Kilo Alıyor

Zayıflama iğneleri son yıllarda hem Türkiye’de hem de dünyada en çok konuşulan tıbbi tedaviler arasında yer alırken, konuya ilişkin bilgi kirliliğinin de hızla arttığı belirtiliyor. Uzmanlar, özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgiler nedeniyle birçok kişinin bu tedavilere temkinli yaklaştığını ya da yanlış beklentiler geliştirdiğini ifade ediyor.

Bilimsel kriterlere uygun hastalarda kullanılan zayıflama iğnelerinin önemli faydalar sağlayabildiği belirtilirken, tedavi sürecinin yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmemesi durumunda kilo geri alımının oldukça yaygın olduğu vurgulanıyor. Araştırmalara göre, yaşam tarzı değişikliği yapmayan kişilerin %60 ila %70’i ilacı bıraktıktan sonra yeniden kilo alıyor.

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, obezitenin kronik bir hastalık olduğunu belirterek, tedavinin kişiye özel ve hekim kontrolünde yürütülmesi gerektiğini söylüyor. Baş, toplumda iki uç yaklaşım bulunduğuna dikkat çekerek, bazı kişilerin yalnızca estetik amaçlarla bu ilaçlara yöneldiğini, bazı hastaların ise yanlış bilgiler nedeniyle tedaviden uzak durduğunu ifade ediyor.

Zayıflama iğneleri nasıl etki ediyor?

Yeni nesil zayıflama iğnelerinin bağırsak hormonlarını taklit ederek iştahı düzenlediği, tokluk hissini artırdığı ve mide boşalmasını yavaşlattığı belirtiliyor. Bu mekanizma sayesinde enerji alımı azalıyor ve kilo kaybı destekleniyor.

En sık kullanılan etken maddeler arasında liraglutid, semaglutid ve tirzepatid bulunuyor. Günlük ya da haftalık enjeksiyon şeklinde uygulanabilen bu ilaçlar, bazı durumlarda çift hormonal etkiyle daha yüksek kilo kaybı sağlayabiliyor.

“Mucize tedavi” algısı yanlış

Uzmanlar, toplumda en yaygın yanlış inanışın bu ilaçların “mucize” bir çözüm sunduğu düşüncesi olduğunu belirtiyor. Oysa bu tedaviler tek başına yeterli değil; diyet, egzersiz ve davranış değişikliği ile birlikte uygulandığında etkili sonuçlar veriyor.

Ayrıca bu ilaçların herkes için uygun olmadığı, genellikle beden kitle indeksi 30 ve üzeri olan obez bireylerde ya da ek hastalığı bulunan kişilerde uzman değerlendirmesiyle kullanılması gerektiği ifade ediliyor.

Yan etkiler ve dikkat edilmesi gerekenler

En sık görülen yan etkiler arasında bulantı, kusma, kabızlık ve ishal yer alıyor. Bu şikâyetlerin genellikle tedavinin ilk dönemlerinde ortaya çıktığı ve zamanla azalabildiği belirtiliyor. Ancak şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma veya ciddi sıvı kaybı gibi durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiği vurgulanıyor.

Kilo geri alımı ve uzun vadeli sonuçlar

Obezitenin kronik bir hastalık olduğu hatırlatılırken, tedavi sonlandığında iştah mekanizmalarının eski seviyesine dönebileceği ifade ediliyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları sürdürülmediğinde kilo geri alımı kaçınılmaz olabiliyor.

Bilimsel veriler, yaşam tarzı değişikliği yapmayan bireylerin büyük bir kısmının tedavi sonrası yeniden kilo aldığını ortaya koyuyor. Bu oran yaklaşık %60–70 seviyesinde.

Gelecekte obezite tedavisi

Uzmanlara göre gelecekte daha etkili ve daha az yan etkili ilaçların geliştirilmesi, ağızdan kullanılan formların yaygınlaşması ve yapay zekâ destekli kişiselleştirilmiş tedavi sistemlerinin öne çıkması bekleniyor. Böylece obezite tedavisinde “herkese aynı yöntem” yerine bireye özel yaklaşımlar daha fazla kullanılacak.

Önceki Haber Yanlış Güneş Gözlüğü Göz Sağlığını Tehdit Ediyor: UV Koruması Olmayan Camlar Hastalık Riskini Artırıyor
Benzer Haberler