Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi ve Ofis Başkanı Dr. Tasnim Atatrah, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda küresel bir sağlık krizi olduğunu belirterek, bu konunun uluslararası iklim müzakerelerinde daha güçlü şekilde ele alınması gerektiğini vurguladı.
Atatrah, iklim değişikliğinin dünyanın her bölgesinde insan sağlığını etkilediğini ve gelecekte sağlık sistemleri üzerindeki baskıyı daha da artıracağını ifade etti.
Aşırı Hava Olayları Sağlık Risklerini Artırıyor
Küresel sıcaklık artışının 1,5 derece sınırını aşmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Atatrah, daha sık yaşanacak aşırı hava olaylarının sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğini söyledi. Uzmanlara göre sıcak hava dalgaları, kuraklık, seller ve diğer iklim kaynaklı afetler; sıcaklığa bağlı ölümler, salgın hastalıklar, gıda ve su güvenliği sorunları ile kitlesel yer değiştirmeleri artırma riski taşıyor.
Sağlık Sistemleri Yeni Tehditlerle Karşı Karşıya
Atatrah, iklim krizinin hastaneler ve sağlık altyapıları üzerinde de doğrudan baskı oluşturduğunu belirtti. Aşırı hava olaylarının sağlık hizmetlerinde kapasite sorunlarına yol açabildiğini ifade eden Atatrah, enerji ve su kesintileri ile bozulan tedarik zincirlerinin sağlık hizmetlerini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.
Bunun yanında hava kirliliği, bulaşıcı hastalıklar, ruh sağlığı sorunları ve kronik rahatsızlıkların kötüleşmesi gibi dolaylı etkilerin de sağlık sistemleri için önemli bir yük oluşturduğuna dikkat çekti.
"İklim ve Sağlık Politikaları Birlikte Değerlendirilmeli"
DSÖ Türkiye Temsilcisi, son yıllarda iklim müzakerelerinde sağlık konusunun daha görünür hale geldiğini ancak bunun yeterli olmadığını ifade etti. Atatrah, iklim ve sağlık politikalarının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek, mevcut farkındalığın somut projelere, finansman mekanizmalarına ve sektörler arası iş birliklerine dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.
COP31 İçin Antalya Vurgusu
Atatrah, COP31 İklim Zirvesi'nin Antalya'da düzenlenmesinin iklim ve sağlık ilişkisini küresel ölçekte daha görünür hale getirebileceğini ifade etti.
Türkiye'nin afetlere hazırlık, sağlık güvenliği ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Atatrah, Antalya'nın ev sahipliğinin bu konuların uluslararası gündemde daha fazla yer bulmasına katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
Akdeniz Bölgesi İklim Baskısını Daha Fazla Hissediyor
Akdeniz havzasının iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha yoğun hissettiğini belirten Atatrah, yükselen sıcaklıklar, su kıtlığı, orman yangınları ve çevresel bozulmaların bölge için önemli riskler oluşturduğunu söyledi.
Antalya'nın hem iklim değişikliğinin etkilerini yaşayan hem de sürdürülebilir kalkınma ve çevre bilinci konusunda örnek gösterilebilecek şehirlerden biri olduğunu ifade eden Atatrah, COP31'in insan sağlığı, su güvenliği ve kırılgan toplulukların korunması gibi başlıkları ön plana çıkarma fırsatı sunacağını kaydetti.
Türkiye'nin Deneyimi Küresel Politikalara Katkı Sağlayabilir
DSÖ yetkilisi, Türkiye'nin sağlık sistemleri, afet yönetimi ve çevre sağlığı alanlarında edindiği deneyimlerin, daha kapsayıcı ve insan odaklı iklim politikalarının geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti. Atatrah'a göre iklim eyleminin temel amacı yalnızca çevreyi değil, aynı zamanda insanların sağlığını, yaşam kalitesini ve toplumların geleceğini korumak olmalı.




