Meme Kanserinde Erken Teşhis İçin Koştular: Mamografi Farkındalığına Dikkat Çekildi
Hekimler, meme kanserinde erken teşhis farkındalığı için İstanbul’da koştu. Etkinlikte mamografi, düzenli kontroller ve kişiye özel takip vurgulandı.
Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında İstanbul’da düzenlenen Bosphorun Quarter Maratonu’na katılan hekimler, erken tanının önemine dikkat çekti. Kuruçeşme-Bebek arasındaki 10,5 kilometrelik parkurda koşan sağlık çalışanları, düzenli kontroller ve kişiye uygun tarama programları konusunda farkındalık oluşturmayı amaçladı.
Etkinlikte konuşan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkan Doğan ile meme radyolojisi alanında çalışan Dr. Filiz Ağaçayak, memede fark edilen değişikliklerin gecikmeden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Mamografi, Ele Gelmeyen Kitlelerin Saptanmasına Yardımcı Oluyor
Prof. Dr. Erkan Doğan, meme kanserinin erken evrede belirlenmesinin tedavi başarısı açısından önemli olduğunu söyledi. Mamografinin, henüz elle hissedilmeyen kitlelerin tespit edilmesine katkı sağlayabildiğini belirten Doğan, erken tanının tedavi seçeneklerini etkileyebildiğini anlattı.
Doğan, tanı sonrasında patoloji bulguları, tümörün reseptör özellikleri ve gerektiğinde yapılacak genetik incelemeler doğrultusunda tedavinin planlandığını ifade etti.

Yüksek Sağkalım Oranı, Kesin İyileşme Garantisi Anlamına Gelmiyor
Erken evredeki meme kanserinde sonuçlar oldukça olumlu olabiliyor. Amerikan Kanser Derneğinin verilerinde, meme dışına yayılmamış hastalık için beş yıllık göreceli sağkalım oranı yüzde 99’un üzerinde bildiriliyor. Ancak bu istatistik, her hasta için yüzde 99-100 kesin iyileşme veya hastalığın tekrarlamayacağı garantisi anlamına gelmiyor.
Türkiye’de Ücretsiz Mamografi Hangi Yaşlarda Yapılıyor?
Türkiye’de ulusal tarama programı kapsamında, herhangi bir şikâyeti olmayan 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi uygulanıyor. Tarama hizmetleri için KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerinden bilgi alınabiliyor.
Etkinlikte dile getirilen yıllık mamografi ve ultrason önerileri ise ulusal programın standart aralığından ayrı değerlendirilmeli. Muayene ve görüntüleme sıklığı, kişinin riskleri ve hekim değerlendirmesi doğrultusunda değişebiliyor.

Aile Öyküsü Olanlarda Takip Kişiselleştiriliyor
Prof. Dr. Doğan, ailede meme kanseri öyküsünün sorgulanmasının önemine dikkat çekti. Değerlendirmede yalnızca anne tarafının değil, baba tarafındaki akrabaların ve erkeklerde görülen meme kanseri vakalarının da dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Dr. Filiz Ağaçayak da aile öyküsü ve hormon kullanımı gibi etkenlere göre ek incelemeler veya daha sık takip önerebildiklerini anlattı.
Yüksek riskli kişilerde taramaya daha erken başlanması ve farklı görüntüleme yöntemlerinin kullanılması gündeme gelebiliyor. Başlangıç yaşı ve yöntem seçiminin herkes için aynı olmadığı, uzman değerlendirmesiyle belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
Memede ve Koltuk Altında Fark Edilen Değişiklikler Önemli
Etkinlikte hekimler; memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme başında yeni gelişen çökme, akıntı ve ciltte belirgin değişiklikler olduğunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini anlattı.
Kişinin kendi meme yapısını tanımasının değişiklikleri fark etmeye yardımcı olabileceği belirtildi. Bununla birlikte, kendi kendine kontrolün mamografi veya gerekli hekim değerlendirmesinin yerine geçmediği unutulmamalı.
Koşunun Mesajı: Kontrolleri Ertelemeyin
Sağlık çalışanları, koşuyla özellikle şikâyeti bulunmayan kişilerin de yaşlarına ve risk durumlarına uygun taramaları takip etmesi gerektiğine dikkat çekti.
Etkinlikte, erken tanı farkındalığının artırılması ve kadınların kendilerine uygun takip programı hakkında sağlık profesyonellerinden bilgi alması çağrısı yapıldı.