Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Türkiye’de akran zorbalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek oranların dünya ortalamasını aştığına dikkat çekti. Tarhan, öğrencilerde görülen ani kişilik ve davranış değişimlerinin önemli bir uyarı işareti olabileceğini vurguladı.
Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen “Okullarda Koruyucu Ruh Sağlığı Hizmetleri, Önleme ve Farkındalık Çalışmaları” başlıklı çevrim içi eğitim programında liselerde görev yapan yaklaşık 2 bin psikolojik danışman ve rehber öğretmenle bir araya geldi. Programda gençlerin psikolojik ihtiyaçları ve okullarda uygulanabilecek koruyucu yaklaşımlar ele alındı.
Akran Zorbalığı Oranı Yüzde 40’a Yaklaşıyor
Prof. Dr. Tarhan, dünya genelinde akran zorbalığının ortalama yüzde 33 seviyesinde olduğunu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 40’lara kadar yükseldiğini ifade etti. Ergenlik döneminde bazı çatışmaların doğal olduğunu belirten Tarhan, sistematik zorbalığın mutlaka önlenmesi gerektiğini söyledi.
Ergenlik Kimlik Arayışının Yoğun Olduğu Bir Dönem
Tarhan’a göre ergenlik dönemi gençlerin kimlik arayışı yaşadığı doğal bir süreç. Bu dönemde gençler “Ben kimim?” ve “Hayatta ne yapmak istiyorum?” gibi sorularla karşı karşıya kalıyor.
Uzmanlar, ergenlikte beynin duygusal bölgelerinin daha hızlı geliştiğini, düşünme ve karar verme ile ilgili bölgelerin ise daha geç olgunlaştığını belirtiyor. Bu nedenle gençler zaman zaman duygularının etkisiyle ani kararlar verebiliyor.
Gençlerin Üç Temel Psikolojik İhtiyacı Var
Prof. Dr. Tarhan, ergenlik dönemindeki gençlerin üç temel psikolojik ihtiyacına dikkat çekti:
- Aidiyet: Aileye, okula veya arkadaş grubuna ait hissetmek
- Yeterlilik: Başarı duygusunu yaşayabilmek
- Anlam: Yaptığı şeylerin değerli olduğunu hissetmek
Bu ihtiyaçların karşılanmasının ergenlik sürecinin daha sağlıklı geçmesine yardımcı olduğunu ifade eden Tarhan, aksi durumda gençlerin kendilerini değersiz veya dışlanmış hissedebileceğini söyledi.
Dijital Ortam Şiddeti Kolaylaştırabiliyor
Tarhan, dijital platformların tek başına şiddetin nedeni olmadığını ancak bazı içeriklerin şiddeti normalleştirebildiğini ifade etti. Özellikle kavga videoları, saldırgan içerikler ve agresif influencer’ların gençler üzerinde güçlü bir model etkisi oluşturabileceğini belirtti.
Sosyal medya algoritmalarının da çoğu zaman daha dikkat çekici ve agresif içerikleri öne çıkarabildiğini dile getiren Tarhan, bu durumun gençlerin davranışlarını etkileyebileceğini söyledi.
Ani Davranış Değişimleri Önemli Bir Uyarı
Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerde görülen ani davranış ve kişilik değişimlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Daha önce sakin ve neşeli olan bir öğrencinin aniden içine kapanması ya da tam tersi şekilde aşırı hareketli hale gelmesi bazı psikolojik sorunların habercisi olabilir.
Uzmanlara göre küçük şiddet davranışları zamanla daha büyük sorunlara dönüşebileceği için okullarda risk gruplarının erken tespit edilmesi büyük önem taşıyor.
Okullarda Sosyal ve Duygusal Öğrenme Önerisi
Tarhan, okullarda şiddeti azaltmanın önemli yollarından birinin sosyal ve duygusal öğrenme modeli olduğunu belirtti. Bu modelin öğrencilerin empati kurmasını, duygularını yönetmesini ve sorunlarını şiddet dışı yöntemlerle çözmesini desteklediğini ifade etti.
Uzmanlara göre disiplin uygulamalarında cezalandırıcı yöntemler yerine onarıcı adalet yaklaşımı benimsenmesi, gençlerin hatalarından ders çıkararak daha sağlıklı gelişim göstermesine yardımcı olabilir.




