Hitit Üniversitesi’nde yürütülen bilimsel araştırma kapsamında, akciğer kanseri tedavisinde kullanılan ilaçların etkinliğini artırırken yan etkilerini ve maliyetlerini azaltabilecek yeni bir ilaç taşıyıcı sistemi geliştiriliyor. TÜSEB desteğiyle sürdürülen projede, ilacın doğrudan hedef dokuya ulaştırılmasını sağlayacak manyetik özellikli nanotaşıyıcılar üzerinde çalışılıyor.
Hitit Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Tıp Fakültesi’nden akademisyenlerin ortaklaşa yürüttüğü projede, biyoyararlanımı düşük olan bir akciğer kanseri ilacının kontrollü ve hedefe yönelik taşınması amaçlanıyor. Böylece ilacın daha düşük dozlarda kullanılması, tedavi sürecindeki yan etkilerin azaltılması ve maliyetlerin düşürülmesi hedefleniyor.
İlaç Doğrudan Tümör Bölgesine Yönlendirilecek
Projede geliştirilen sistem, manyetik özellik taşıyan nanopartiküller sayesinde ilacın belirli bir bölgeye yönlendirilmesine olanak sağlayacak. Araştırmacılar, nanopartiküllerin sentezlenmesi, ilacın bu yapıya yüklenmesi ve biyolojik uyumluluğunun test edilmesi gibi aşamalar üzerinde çalışıyor.
Bilim insanları, harici manyetik alan desteğiyle ilacın doğrudan tümör dokusuna ulaştırılmasının mümkün olabileceğini belirtiyor. Bu yöntem sayesinde tedavi etkinliğinin artırılması ve sağlıklı dokuların daha az etkilenmesi amaçlanıyor.
Farklı Hastalıkların Tedavisinde de Kullanılabilecek
Araştırma ekibi, geliştirilen nanotaşıyıcı sistemin yalnızca akciğer kanseri tedavisinde değil, ilerleyen dönemlerde farklı hastalıklar ve ilaçlar için de kullanılabilecek bir altyapı sunabileceğini ifade ediyor.
Özellikle yüksek maliyetli ve yurt dışından temin edilen ilaçların daha verimli kullanılmasına katkı sağlayabilecek sistemin, sağlık alanında stratejik bir öneme sahip olabileceği değerlendiriliyor.
Çevre Dostu Üretim Yöntemi Kullanılıyor
Projede dikkat çeken bir diğer unsur ise çevre dostu üretim yaklaşımı. Araştırmacılar, nanomalzemelerin geliştirilmesinde zararlı kimyasallar ve çözücüler kullanmadan sürdürülebilir yöntemler tercih ediyor.
Ocak ayında başlayan çalışmaların 2027 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanırken, elde edilecek sonuçların kanser tedavisinde yeni nesil hedefe yönelik ilaç uygulamalarına katkı sunması bekleniyor.




