Dünya Sağlık Örgütü Sağlık Krizlerine Hazırlık Birimi Başkanı Ludy Suryantoro, küresel sağlık tehditlerine karşı daha güçlü bir hazırlık için tüm kurumların dahil olduğu çok sektörlü bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
Salgınlar Küresel Tehdit Olmaya Devam Ediyor
Tarih boyunca Kara Veba, İspanyol Gribi ve COVID-19 gibi büyük salgınlar milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Günümüzde artan küresel hareketlilik, benzer tehditlerin daha hızlı yayılmasına neden olurken sağlık sistemleri üzerindeki baskıyı da artırıyor.
“Sağlık, Güvenliğin Temel Parçasıdır”
Suryantoro, sağlığın yalnızca bir hak değil, aynı zamanda küresel barış ve güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu ifade etti. Kriz anlarında en büyük sorunlardan birinin kurumlar arası koordinasyon eksikliği olduğunu belirten yetkili, özellikle sivil ve askeri sağlık sistemleri arasında daha güçlü işbirliğine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.
Sadece Sağlık Sektörü Değil
Sağlık krizlerinin yalnızca sağlık alanını değil; savunma, dış politika ve diğer kamu kurumlarını da doğrudan etkilediğini belirten Suryantoro, tüm paydaşların sürece dahil edilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Kaynakların etkin kullanımı ve koordinasyonun artırılması, krizlere müdahalede belirleyici faktörler arasında yer alıyor.
Eşitsizlikler Büyük Risk Oluşturuyor
Küresel sağlık sisteminin en zayıf noktalarından birinin hizmete erişimdeki eşitsizlikler olduğunu vurgulayan Suryantoro, bu farkların giderilmesi ve sağlık altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Parlamentolara Kritik Rol
Suryantoro’ya göre parlamentolar, sağlık krizlerine hazırlık sürecinde finansman sağlama ve hesap verebilirlik açısından kilit bir konumda bulunuyor. Ülkelerin ortak hareket etmesiyle daha adil ve dayanıklı bir sağlık sistemi kurulabileceğine dikkat çekildi.
Sağlık Harcamaları “Yatırım” Olarak Görülmeli
Sağlık finansmanının sürdürülebilirliğinin önemine değinen Suryantoro, sağlık harcamalarının bir maliyet değil, kalkınmayı destekleyen bir yatırım olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu anlayışın güçlendirilmesinde parlamentoların aktif rol üstlenmesi gerektiği belirtildi.
DSÖ’nün, uluslararası sağlık düzenlemeleri kapsamında parlamenterlere yönelik rehberler hazırladığını aktaran Suryantoro, bu çalışmaların yalnızca sağlık bakanlıklarını değil, tüm kamu kurumlarını kapsayan bir kriz yönetimi anlayışını teşvik ettiğini ifade etti.




